TEFSİRLERDE KISA SÛRELER

098- Beyyine

Yahya b. Sellm'ın görşne göre Mekke'de inmiştir. İbni Abbas ve cumhurun görşne göre Medine'de inmiştir. Sekiz yettir.

: : : ߿ :

Bazı detaylar hari, hadisin kaynakları:

3898 :

7/220 :

3898 :

3793 :

3793 :

3 :

4960 : [

799 :

3792 :

4959 : []

4/436 :


   

1 2 3 4 5 6 7 8


Bismillhirrahmnirrahm

1.  Kitap ehlinden inkr edenler ile Allaha ortak koşanlar, kendilerine apaık delil gelinceye kadar (kfrden) ayrılacak değillerdi.

2.  Bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir.

3.  O sahifelerde dosdoğru hkmler vardır.

4.  Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaık delil geldikten sonra ayrılığa dştler.

5.  Hlbuki onlara, ancak dini Allaha has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak Ona kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zektı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

6.  Şphesiz, inkr eden kitap ehli ile Allah'a ortak koşanlar, iinde ebed kalmak zere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en kötsdrler.

7.  Şphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar.

8.      Rableri katında onların mkfatı, ilerinden ırmaklar akan, ilerinde ebed kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allahtan razı olmuşlardır. İşte bu mkfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.

1

1. Kitab ehlinden ve mşriklerden kfir olanlar, kendilerine apaık delil gelinceye kadar, ayrılmayacaklardı.

Bu ayette kfr kelimesi geniş anlamda kullanılmıştır. Kfr iinde olanlar:

1.  Allah'a inanmayanlar,

2.  Allah'a inanır fakat O'nu tek Mabd olarak kabul etmeyenler; Allah'ın zat'ında, sıfatında veya iktidarında başkalarını da ortak kabul ederek Allah'a ibadet ederler.

3.  Allah'ın birliğine inanır fakat ahirete inanmazlar.

4.  Allah'a inanır ama resl ve nebilere inanmazlar. Getirdikleri hidayeti de kabul etmezler.

5.  Allaha ve nebilere inanır ama bazı nebileri kabul etmezler... Hlasa Kfr eşitleri oktur.

İbn Abbs: Kitab ehli, Yesrib'de bulunan Yahudilerdir. Bunlar Kurayza, Nadir ve Kaynuka oğullarıdır. Mşrikler ise, Mekke ile Medine iindeki ve civarındakilerdir. Maksat Kureyş mşrikleridir.

Muhammed as. resl olunca; öteden beri devam ede gelen bazı tutumlar değişmiştir. Bunu şöyle ifade edebiliriz:

       Mşrikler: Muhammed as.ın, resl olmadan önce Mekke mşrikleri nezdindeki itibarı ok yksekti. Muhammedul Emn lakabını vermeleri her şeyi özetlemektedir.

       Yahudiler: Yakında görevlendirilmesini bekledikleri bir resln özelliklerini iyi biliyorlardı. Kitaplarında da mevcuttu. Muhammed as.ın, resllğn bile bile inkr ettiler.

       Hıristiyanlar: Bunlar da görevlendirilmesini bekledikleri bir resln özelliklerini iyi biliyorlardı. Kitaplarında da mevcuttu. Bunlar da bilerek inkr ettiler.


Vahid: Bu ayet, Kur'nda bulunan ayetlerin hem nazm, hem de tefsir bakımından en zorlarındandır. Bu ayette, byk ulema bile bocalamıştır.

Burada kastedilen, bu kfirlerin srdrdkleri kfrleridir. Böylece ayetin takdiri: Kfirler, kendilerine beyyine yani o Resul gelinceye değin, kfrlerinden ayrılmadılar, şeklinde olmuş olur.

Zemahşer Keşşf; şöyle özetler: Ehl-i kitab ve putperestler, Muhammed as. resl olarak gönderilmeden önce şöyle diyorlardı: Tevrat ve İncilde geleceği bildirilen peygamber zuhur edinceye kadar dinimizden ayrılmayız... Beklenen peygamber gelince; hep birlik olacaklarını ima ediyorlardı.

Bekledikleri resul yani beyine zuhur etti. Muhammed as. görevlendirildi. Ama Ehli Kitab ve mşrikler eski inanlarından ayrılmadılar. Eski dinlerine devam ettiler. Az bir kısmı iman etti.

Mu'tezile: Bu ayet kfr ve tefrikanın, insanlar iin bir kader değil, aksine bizzat onların kendi fiili olduğuna delalet etmektedir. Binenaleyh iyi, gzel şeyler ile muvaffak kılma işi Allah'a nisbet edilmiş; şirk, tefrika ve kfr kullara nisbet edilmiştir.

Bu ayetin maksadı: Muhammed as.'ı teselli etmektir. Yani: Onların ayrılığa dşmesi, seni gama-kedere dşrmesin. Çnk bu hccetteki bir kusurdan değil, onların inatları yzndendir. Onların ataları da böyle idiler.

Kfirler, kendilerine o beyyine gelmeden önce; Muhammed as'ı şan, şeref ve faziletleriyle anmaya devam ettiler, şeklinde olmuş olur.


fiili ayrıldı, özld anlamına gelmektedir.

... ayrılmayacaklardı, kfrlerinden vazgemeyecek, başka yola sapmayacaklardı.

Mchid: Vazgeecek değillerdi, kendilerine hak tebeyyn edinceye kadar uzaklaşacak değillerdi.


İbnu Arefe, ayetteki yer alan muzari fiili ise mazi anlamındadır.

Yani apaık delil onlara gelinceye kadar. Bu da Muhammed as.'dır.

Eb Mslim Ayetteki, beyyine ile mutlak manada tm resuller kastedilmiştir.

Katde ve İbn Zeyd: Beyyine, Kur'n'dır.

... Ayrılmayacaklardı, terk etmeyeceklerdi. Mddetleri sona ermeyecekti.

2

2. Tertemiz sahifeleri okuyup duran, Allah tarafından gönderilmiş bir Rasldr.

sahifeler lafzı sahifenin oğulu olup, zerinde yazı yazılan şey demektir.

Batıl şeylerden arınmış, tertemiz sahifeler, demektir.

: Köt, irkin isimlerden arınmış, tertemiz sahifeler, demektir.

: Mutahhare kelimesi: Her ne kadar zahiren kelimesinin sıfatı olarak gelmiş ise de Kur'n'ın sıfatıdır.

sahifelere yazılmış ayetler kastedilmiştir.

lafzı hakkında

İbn Abbas: Yalandan, şpheden, iki yzllkten ve sapıklıktan arınmış sahifeler, demektir.

Katade: Batıl bulaşmamış saf ve temiz sahifeler, demektir.

el-Hasen: Semadaki tertemiz sahifelerdir.

Katde: Arınmış sahfeleri okuyan, yani Muhammed as. ve onun okuduğu yce Kur'n.

3

3. O sahifelerde dosdoğru hkmler vardır.

İbn Zeyd: İinde en doğru yazılar bulunan, ibaresine; dmdz ve dengeli, anlamını vermiştir.

el-Crcan: ktb, bazen hkm anlamına gelir.

Zeccc: Kendisinde eğriliğin bulunmadığı ve hakkın batıldan ayırt edildiği dosdoğru... şey, demektir.

4

4. Ama kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine apaık delil geldikten sonra ayrılığa dştler.

Ama kendilerine kitap verilenler... Yahudilerle, Hıristiyanlardır.

sadece kitab ehlinin zikredilmesi: onların sağlıklı bir bilgiye sahip zannedilmesidir.

Apaık delil ile kastedilen Muhammed asdır. Fakat resl olarak gönderilince, rasllğn inkr ettiler ve ayrılığa dştler.

Kimisi iman etti, kimisi de kıskanlığından ötr kfir oldu.

5

5. Halbuki onlar, O'nun dninde ihls sahipleri ve Hanifler olarak Allah'a ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından, zektı vermelerinden başkası ile emrolunmadılar. Dosdoğru din işte budur.

: İhls, halis-katıksız niyet demektir. Her emredilen şeyin mutlaka bir niyet ile yapılması gerektiğine delalet etmektedir.

İhlas, herhangi bir işi, yapmaya götren başka sebeplerin tesiri olmadan, sadece tek bir sebepten ötr yapmaya denir.

muhlisler; ibadetin sırf Allah'a ait olduğunu kabullenenlerdir.

Yaptıkları ibadetlerde kalpleriyle Allah'ın rızasını kastedenlerdir.


İbadet; tezelll etmek, boyun eğmek demektir.

İbadet-itaat: İbadet, itaat anlamına gelir diyenler hata etmişlerdir. Çnk meleklere, Mesih'e ve putlara ibadet eden bir grup vardır. Bunlara ibadet etmişlerdir, ama itaat etmemişlerdir.


Buradaki kelimesine manası kastedilmiştir. Çnk hınf, istikamet demektir.

İbni Abbs ve Mchid: ; İbrahim as.'in dinine tabi olandır.

Katde: snnet olma ve nikhlanması haram olan kadınlarla evlenmeyi haram kabul eden, demektir.

Eb Mslim: hanf, btn dinleri bırakıp, İslm dinine yönelen demektir.

Hanfler olarak; btn dinleri bir kenara bırakarak, İslm dinine yönelenler, demektir.


ez-Zeccc: İşte dosdoğru yolda giden mmetin dini bu dindir.

: Başlı başına bağımsız, tam ve mkemmel din, demektir.

 

6

6. Gerek şu ki; ister kitab ehlinden olsun, İster mşriklerden olsun o kfir olanlar, cehennem ateşindedirler. Orada ebedi kalıcıdırlar. Yaratılanların en kötleri de işte bunlardır.

7

7. İman edip, salih amel işleyenler ise; işte bunlar, yaratılanların en hayırlılarıdır.

 

el-Ferr dedi ki: toprak anlamına gelen kelimedense; Allah onu yarattı, yaratır, yaratmak, anlamına gelir.

el-Kuşeyr: Her kim beriyye'nin toprak demek olan el-Beraden geldiğini söylyor ise, melekler bu lafzın kapsamına girmez, görşnde demektir.


el-Beriyye ifadesi: Kalemi tıraş ettim, ifadesinden geldiği de söylenmiştir. O vakit melekler de bunun kapsamına girer.

Yaratılanların en kötleri, buyruğu, ya umumi anlamda olması söz konusudur. Yahut da kendi dönemlerindeki yaratılmışların en hayırlıları olmaları söz konusudur.

ifadesinin aılımı ok geniştir. Çnk onlar şer bakımından ok hırslıdırlar. Allah'ın kitabından yani Tevrat ve İncilden Muhammed as.'ın sıfatlarını ıkarmışlar. Bunlar; hırsız, yol kesicilerden daha şerlidirler. Çnk bunlar, Hak'dan halka giden yolu kesmişlerdir.

8

8. Onların, Rabblerinin yanındaki mkfatları, altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Ondan hoşnut olmuşlardır. İşte bu, Rabbinden korkan kimseler iindir.

Mfessirler: Adn cennetleri; cennetin i, orta ve gzel taraflarıdır.

kelimesi, cennette ikamet etmeyi ifade eder.

ikamet etti, anlamındadır. Adn cennetlerinin, cennetlerin ortasında olduğu rivayet edilmiştir. Bu cmleden olarak kelimesinin, nimetlerin, emniyetin ve selametin merkezi, ortası, kaynağı manasındadır. ma'den köknden olduğu da ileri srlmştr.


Onlar orada ebedi kalıcıdırlar: Ne oradan başka bir yere gö ederler, ne ölrler.


Cennet:

Cennet kelimesi cinn köknden ise; cinnin özelliği ok ok hızlı hareket etmek, mesela dnyayı bir anda dolaşıvermektir. Sanki yce Allah: O cennetler cennetliklere, arzu ettikleri şeyi cennetlerin bir ikamet ve iskn yeri olmalarına rağmen, tıpkı cinnin hareketi gibi, ok hızlı bir şekilde ulaştırırlar, demek istemiştir.

Cennet kelimesi cunn köknden ise; cennetin, Allah'ın lutfu gereği cennetliklerin aklını sabit tutmasaydı, insanın cennetleri görr görmez, bir deli gibi aklını kaybedeceğinden ötrdr.

Cennet kelimesi cnne köknden ise; cennetlerin seni cehennemden koruyan bir kalkan olmalarından ötrdr.

Cennet kelimesi cenn köknden ise; cennetteki mkellefin son derece yumuşak ve adeta kendisine soğuk sıcak dokunmayan ana karnındaki bir cenin gibi oluşundan ötrdr.


Ayetteki, akar ifadesi, akarsuyun, durgun sudan daha saydam ve gzel olduğuna bir işarettir. İşte bundan ötr, akarsuya bakmanın gözn ışığını artıracağı söylenmiştir.

Hak Tel daha sonra altlarından buyurmuştur. Bu da, o nimetlerin insanın boğazına durmayacağına bir işarettir. Çnk bağda-bahede boğaza durma işi, ya orada bir akarsuyun olmayışı sebebiyle olur ki yce Allah işte bu yzden, cennette akarsuların bulunduğunu belirtmiştir. Yahut da suda boğulma ve suyun ok olma sebebiyle olur ki bu yzden Hak Tel, buyurmuştur. Hem sonra Hak Tel ırmaklar ifadesinin başına, lm-ı tarif getirmiştir. Binenaleyh bu ırmaklarını, Kur'n'da, geen ırmaklar manasına alınması gerekir. Bunlar da, cennetteki su, st, bal ve iki ırmaklarıdır.

Şurası iyi bilinmeli ki:

       nehr yani gndz,

       enhr yani nehirler kelimeleri,

Kök anlamları itibariyle, genişlik ve aydınlık ifade ederler.


İbn Abbas: Allah onlardan razı olmuştur: Yani amellerinden razı olmuştur.

Onlar da Ondan hoşnut olmuşlardır. Kendileri de yce Allah'ın sevap ve mkfatından razı olmuşlardır,

İşte bu; Cennet Rabblne karşı haşyet duyanlar iindir.

 

Şadi KUL

Emekli Din Kltr ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni

www.diniyol.com

 

Not: Bu yazımız, aşağıdaki tefsir tercmelerinden derlenerek hazırlanmıştır.

1. Fahruddn Rzi, Meftihu'I Gayb,

2. Muhammed Kurtub, el-Cmi'u li Ahkmi'l-Kur'n,

3. İbn Kesr, Tefsru'l-Kurani'l-Azm,

4. Mevdud, Tefhm'ul Kur'n,

5. Sleyman Ateş, Kurn-ı Kerm Tefsiri,

6. Elmalı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'n Dili,

7, Vehbe Zuhayli, Tefsr'l-Mnr,

8. Muhammed Ali es-Sbun, Safvet't-Tefsr,

9. Komisyon, Kur'an Yolu Trke Mel ve Tefsir,

10 Ebu'l Leys Semerkand, Tefsru'l Kur'n,

11. Seyid Kutub, F zillil Kurn,

12. Hseyin b. Mes'd el-Bagav, Melimu't Tenzl,

13. İbn Cerr et-Taber, Cmi'u'l Beyn an Tefsri'l-Kur'n


 

.