TEFSİRLERDE KISA SÛRELER

114- NÂS SÛRESİ

 

el-Hasen, İkrime, Ata ve Cabir'in görüşüne göre; Mekke'de inmiştir. İbn Abbas'ın iki görüşünden birisine ve Katade'ye göre Medine'de inmiştir. Beş âyettir.

İbn Mesud'un iddiasına göre ise bunlar Peygamberimizin kendileriyle istiaze ettiği bir duadır, bunlar Kur'ân'dan sûreler değildir.

İbn Kuteybe dedi ki: Abdullah b. Mesûd Muavizeteyn sûrelerini mushafına yazmamıştır. Çünkü o Rasûlullah as.'ın Hasan ile Hüseyin'i -Allah her ikisinden de razı olsun- bunları okuyarak Allah'a ısmarladığını duyuyordu.

 

بسم الله الرحمن الرحيم

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ   1مَلِكِ النَّاسِ 2  إِلَٰهِ النَّاسِ 3  مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ 4  الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ 5  مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ 6

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1- De ki: Sığınırını insanların Rabbine,

2- İnsanların malikine,

3- İnsanların ilâhına,

4- O sinsi şeytanın şerrinden,

5- Ki o, insanların göğüslerine daima vesvese verendir.

6- Gerek cinden, gerek insandan.

 

 

 

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ 1

1. De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,

 

قُلْ De ki:

أَعُوذُ sığınırım:

النَّاسِ: İnsanlar tazım edilmişdir.

بِرَبِّ النَّاسِ insanların Rabbine.

الرب Rab ismi: Genellikle yüce Allah için kullanılır. Ancak insanlar için de kullanılır.  رب الدار ev sahibi, رب المال mal sahibi gibi.

Rabb: Terbiye eden, düzene ko­yan, efendi, yol gösteren, emir-ya­sak­lar koyan, adaletle hük­meden... gibi daha pek çok an­lam­ları ifade eder. Yüce Allah bütün âlemlerin Rabb’idir. İnsanların da rabbidir. İnsanların şerrinden emin olunacak en büyük sığınak onun yaratıcısıdır. Yani yüce Allah’tır.

 

مَلِكِ النَّاسِ 2

2. İnsanların Melikine,

 

الملك ismi de Allah için kullanıldığı gibi insanlar için de kullanılır.

مَلِكِ النَّاسِ Onların maliklerine ve işlerini yo­luna koyana.

Melik kelimesi egemenliği ifade eder.

 

إِلَٰهِ النَّاسِ 3

3. İnsanların İlahına.

 

الإله İlâhlık ismi de sadece Allah için kullanılır.

İlâh: Tenkit edilemeyen, doku­nul­mazlığı olan, saygın­laş­tırılıp en büyükleştirilen her şeye ilâh denir. Başka bir ifadeyle: İstiân (sığınma), muhabbet (sevgi), ta’­zîm (büyükleme ve saygı)’de Allâh’ın seviyesine çıkartılan her şeye ilâh denir. Bu; insan, hay­van, eşya, fi­kir, dağ, taş, dere, tepe, fi­kir, düşünce, yol, gidişat... gibi. İlahlaştırılan yaratıklar yapmacıktır. Allah’tan başa ilah yoktur. İnsanların gerçek ilâhı Allâh’tır.

Şerlilerin şerrinden ancak insanların gerçek ilâhı إِلَٰهِ النَّاسِ olan Allah’a sığınılır.

 

مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ 4

4. O sinsi vesvesecinin şerrinden,

 

Hannâs الْخَنَّاسِ : âdeti sinmek olan, iki ileri bir geri giden demektir.

Sald b. Cübeyr: İnsan, Rabbini hatırladığı zaman, geri çekilir ve siner. Rabbini unuttuğu zaman, ona vesvese verir.

Katadeخَنَّاسِ : Sinsi ve sinicidir. İnsan gafil olunca ona vesvese verir. Kul Rabbini zikretti mi siner ve geri çekilir.

İbn Abbas: Kul, Allah’ı andığı vakit şeytan onun kalbinden siner ve çekilip gider. Kul gaflete düşecek olursa onun kalbini ağzına alır, ona ves­veseler verir ve bir takım uzak emellerle oyalar.

Vesvese: İnsanın içinden geçen şeylere denir. Nitekim: Nefsi kendisine vesvese verir.

İbn Cübeyr, İbn Abbas'tan yüce Allah'ın: Vesvese veren o sinsi ve sinici olan, buyruğu hakkında iki açıklama nakletmekledir:

1. Vesvese vermekle hidayetten geri döndürür.

2. Vesvese ile hak’tan uzaklaşır.

el-Vesvâs, genellikle şeytana verilen isimdir.

Vesvâs şehvetlerin fısıldadığı, yasaklanmış olan nefsin arzularıdır.

Vesvese; fiskos, gizli ses, gizli fısıltıya denilir. Nefsin veya şeytanın kalbe koyduğu hayırsız, faydasız, alçak hatıra ve dağdağaya vesvese denilmesi meşhurdur.

Vesvâsi’l hannâs tefsircilerin çoğuna göre şeytandır.

İbnü Sinâ: Vesvâs, vesvese veren düşüncedir.

İbnü Sinâ: Nefsin birinci bineği sînelerdir. Zira insana ait nefsin ilk ilgilendiği kalptir. Onun aracılığı ile diğer uzuvlara yayılır, onun için vesvesenin etkisi ilk önce sînelerde olur.

Beydâvî de vesvese vereni vehim kuvveti gibi diyerek izah etmiştir. O vesvâsi'l hannâs işte böyle her şerrin başı olan vesveseyi gafil insanların sînelerinde fısıldayıp duran sinsi etken her ne ise odur.

  

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ 5

5. O ki insanların göğüslerine fısıldar.

 

Mukatil: Şeytan bir domuz suretindedir. Damarda kan nasıl akı­yorsa o da Âdem’in oğlunda öylece akar. Yüce Allah bu hususta ona imkân vermiştir. İşte yüce Allah'ın: Ki o, insanların göğüslerine hep vesvese ve­rip durandır, buyruğu bunu anlatmaktadır.

 

كان النبي صلى الله عليه وسلم معتكفا . فأتيته أزوره ليلا . فحدثته . ثم قمت لأنقلب . فقام معي ليقلبني . وكان مسكنها في دار أسامة بن زيد . فمر رجلان من الأنصار . فلما رأيا النبي صلى الله عليه وسلم أسرعا . فقال النبي صلى الله عليه وسلم " على رسلكما .إنها صفية بنت حيي " فقالا : سبحان الله ! يا رسول الله ! قال " إن الشيطان يجري من الإنسان مجرى الدم . وإني خشيت أن يقذف في قلوبكما شرا " أو قال " شيئا " مسلم

Rasulullah as. itikaftaydı. Safiyye geceleyin ziyarete geldi. Olayı şöyle anlattı.  Sonra geri dönmek için kalktım. Göndermek için benimle beraber Rasûlullah da kalktı. Bulunduğu yer Üsame b. Zeyd’in evindeydi. Ensardan iki kişi Nebî as.’ı görünce hızlandılar. Nebî as.: Yavaş olun. O, Safiyye binti Huyay'dır, buyurdu. Onlar da: Sübhânellâh! Ya Rasûlallâh!.. dediler. Buyurdu ki: Şeytan Âdemoğlunun kan damarlarından dolaşır. Ben ikinizin kalbine bir şer sokmasın­dan korktum (veya bir şey dedi). Buhari, Sahih; 2038, 3281, 7171, 6219, Müslim, Sahih; 2175, İbni Mace, Sahih; 1452, Ebu Davud, Sünen; 2470, 4994.

 

Abdurrahman b. el-Esved'den yahut da tabiinden onun dışında birisinden -yaşı ilerlemiş iken- şöyle dediği rivayet edilmektedir: Ben hayâsızlık işlemek­ten kendimi emniyette hissetmedim. Şeytanın bu hususta beni galeyana getirmeyeceğinden yana nasıl emin olabilirim?

Şeytanın vesvese vermesi; gizli bir söz ile kendisine itaat etmeye ça­ğırmasıdır. Yani sesi kulakta duyulmaksızın kalbe ulaşmasıdır.

 

مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ 6

6. Gerek cinlerden, gerek insanlardan

 

وَكَذَلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوّاً شَيَاطِينَ الإِنسِ وَالْجِنِّ يُوحِي بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ زُخْرُفَ الْقَوْلِ غُرُوراً وَلَوْ شَاءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ

Böylece; her Nebî’ye insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Onlardan kimi kimine, aldatmak için, yaldızlı birtakım söz telkin eder. 6/En'am:112

 

Bu ayette de vesvese verenin insandan olabileceği anlaşılmaktadır.

Şeytan, insanın kalbine vesvese verir. Vesveseci insan ise; ya doğrudan insana gelir, zırvalayarak aklını kalbini fesada verir. Ya da insanlara verdiği zarar ziyanla etrafına korku ve endişe saçar. İnsanlar bu muzırdan şer geldi-gelecek diye vesvese içinde kalırlar. Böylece her türlü şeytanların vesvesesinden âlemlerin Rabbine sığınılır. Allah’a sığınan tedbir alır. Tevekkül eder ve rahat olur. 

el-Hasen: Şeytan iki türlüdür. Cin şeytanı insanların kalplerine ves­vese verir. İnsan şeytanı ise açıkça gelir.

Katade: Şüphesiz cinlerden de şeytanlar vardır, insanlardan da şey­tanlar vardır, O halde hem insan, hem cin şeytanlarından Allah'a sığın.

 

Şadi KUL

Emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni

www.diniyol.com

 

Not: Bu yazımız, aşağıdaki tefsir tercümelerinden derlenerek hazırlanmıştır.

01.  Fahruddîn Râzi, Mefâtihu'I Gayb,

02.  Muhammed Kurtubî, el-Câmi'u li Ahkâmi'l-Kur'ân,

03.  İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur’ani'l-Azîm,

04.  Mevdudî, Tefhîm'ul Kur'ân,

05.  Süleyman Ateş, Kur’ân-ı Kerîm Tefsiri,

06.  Elmalı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili,

07,  Vehbe Zuhayli, Tefsîrü'l-Münîr,

08.  Muhammed Ali es-Sâbunî, Safvetü't-Tefâsîr,

09.  Komisyon, Kur'an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir,

10. Ebu'l Leys Semerkandî, Tefsîru'l Kur'ân,

11. Seyid Kutub, zilâli’l Kur’ân,

12. Hüseyin b. Mes'ûd el-Bagavî, Meâlimu't Tenzîl,

13. İbn Cerîr et-Taberî, Câmi'u'l Beyân an Tefsîri'l-Kur'ân,

.